Değişen dünyanın en çok tercih edilen eğitimlerinden biri, Psikolojik Sağlamlık konusu oldu. Uzun yıllardır çağrı merkezinde çalışmayı deneyimlemiş biri olarak, zorlayıcı durumlar karşısında insanların nasıl farklı tepkiler verdiğine çok şahit oldum. Ben de zaman zaman o zorlukları yaşadım. Ve bu zorlukların pek çoğunda psikolojik sağlamlık göstererek kendime yön verdim.
Peki, psikolojik sağlamlık nedir ve ne işe yarar?
Tanımını yapmadan önce, şöyle bir geçmişe baktığımda kulağımda çınlayan bir söz gelir aklıma: “Başa gelen çekilir.” Çekmek, o başa gelen derdi çekmek ve direnç göstermemek, kabul etmek anlamında. “Başa gelen çekilir” sözünün Atasözleri ve Deyimler Sözlüğündeki karşılığına baktığımızda: “Uğradığımız kaçınılmaz yıkımlara katlanmaktan başka elimizden ne gelir? Sabırlı olmalıyız” yazar. Bu sefer de “katlanmak” sözü çıkıyor karşımıza: boyun eğmek, razı olmak demek. İşte yıllardır benliğimizde kodlanan bu düşünce biçimi aslında bizim, zorluklar karşısında ayakta kalabilme ve toparlanabilme gücümüzü farklı tanımlamış. Direnç gösterme, sineye çek şeklinde. Bazılarımız bu sineye çekme durumunu reddedip mücadele etmeyi seçti, belki başardı, ama yıprandı; belki başaramadı, tepe taklak oldu.
Zorluklara boyun eğmeyi veya tam tersi onları yok sayarak mücadele etmeyi, savaşmayı seçtiğimizde, zaten doğal olarak içimizde var olan, “psikolojik sağlamlık” kavramını da bertaraf etmiş oluyoruz. Ne demek istiyorum? Hepimiz, her birimiz, doğuştan belli miktarda çabuk iyileşme becerisine sahibiz aslında. Yani, hepimizin böyle bir kalıtımı var. Bu kalıtımın olduğunun farkına varmak, ihtiyaç halinde kullanabileceğimiz psikolojik sağlamlığımızı kendiliğinden inşa eder: Esneyerek, dengelenebilme gücümüzü. Çevresel faktörler ile ara ara kaybolmuş gibi görünse de, aslında bu özellik hepimizin fabrika ayarlarında var. O yüzden, o en baştaki sözü değiştiriyorum: “Başa gelen çekilir” değil “Başa gelen yönetilir.” Nasıl? Doğuştan sahip olduğumuz çabuk iyileşme becerimizi yeniden keşfederek. Yani, psikolojik sağlamlık kavramının temelini hatırlayarak.
Psikolojik sağlamlık kavramının pek çok tanımı olmakla birlikte, Garmezy (1991) tanımını çerçeveye alabiliriz: Zor yaşamsal tecrübeler karşısında kişinin esneyebilme ve kendisini toparlama gücü. Kalıtım önemli olmakla birlikte, yapılan çalışmalar psikolojik dayanıklılığın öğrenilebilir ve geliştirilebilir bir kişisel özellik olduğunu da ortaya çıkarmıştır (Beardslee ve Podorefsky, 1998). Psikolojik sağlamlık sanılanın aksine, zorlayıcı bir durum ile karşılaşmaktan kaçınmak ve böyle bir durum ile karşı karşıya kalmama başarısı değildir. Tam tersi, psikolojik sağlamlıktan bahsedebilmemiz için olumsuz ya da zorlu bir yaşam koşulu, yaşamsal yüksek risk ve/veya stresli bir yaşam deneyiminden bahsediyor olmak gerekir. Ve bu sürecin sonunda, duruma uyum sağlayarak mevcut tüm olumsuz koşullara rağmen yaşamının mevcut ya da farklı alanlarında başarı elde etmesidir aslında.
Herhangi bir örseleyici yaşam olayına maruz kalmayan, ama yaşamın çeşitli alanlarında başarılı olan bireyler sağlam değil, yalnızca başarılı veya yeterli bireyler olarak nitelendirilir.
Peki, psikolojik olarak sağlam olmak nasıl yarar sağlar?
Psikolojik sağlamlık dediğimiz kavram, aslında kendi içinde dinamik bir süreci barındır. İçinde zorlu yaşam olayları ya da belirgin bir risk altında başarılı bir yönetme becerisi barındırdığı gibi, sağlıklı uyum gösterme ya da yeterlik geliştirebilme süreçlerini de içerir.
Psikolojik olarak sağlam olmak, bireye hem özel hayatında hem de iş hayatında yarar sağlar: Özel hayatında yaşadığı zorlukları daha kolay yönetebilir hale gelirken, iş hayatında da bireye avantaj sağlayarak, başarılı olmasına etki eder.
Psikolojik olarak güçlü birey:
1. İş hayatında yaşadığı stresi de daha iyi yönetir.
2. Çatışma ve kriz durumunda daha sakin ve doğru tavır sergiler.
3. Stres kaynaklarının onu yıpratmasına ve kurumuna olan bağlılığını azaltmasına izin vermez, böylece iş tatminsizliği de yaşamaz.
4. İş stresinin iş tatmini üzerindeki olumsuz etkisine karşı güçlü durur.
5. Daha verimli ve etkili çalışır.
6. Olayları daha iyi analiz edip, istediği şekilde yön verebilir.
7. Yılmayı veya sineye çekmeyi düşünmez ve sağlıklı değerlendirme yaparak kolaylaştırıcı, esnek çözüm yolları arar. Bu da hem özel hayatında hem iş hayatında kolaylık sağlar.
Peki, psikolojik sağlamlığı yeniden inşa ederken kullanabileceğimiz araçlar nelerdir, özellikle değişen dünyanın yükünü oldukça fazla göğüsleyen çağrı merkezi sektörü çalışanları için irdeleyelim.
Psikolojik Sağlamlık Araçları
Öz Farkındalık: Çoğu zaman gerçek duygularımızın farkında olamıyoruz, bu da davranışlarımıza ve tepkilerimize yansır. Oysa ki öz farkındalığı yüksek olan bireyler olaylara tepkilerini ve asıl direnç noktalarını tespit edip dönüştürmeye başlayabilirler.
Zihinsel Esneklik: Olaylara farklı açılardan bakabilme ve problem çözme becerisi olarak tanımlanır. Farklı açılardan bakabilme, psikolojik sağlamlığın temel taşlarından olan kabul ve uyumu da bize sağlar.
Olumlu Tutum ve Endişeyi Yönetmek: Burada bahsettiğimiz “gerçekçi bir iyimserlik” durumudur. Olumsuz düşünce tuzaklarından kaçınmak. Bunun için önce “En kötüsü ne olabilir?” diye düşünülse bile bu düşünce biçimine bağımlı kalmadan, bunu düşünmeyi sağlayacak kadar somut bir delil var mı yoksa zihnin bir illüzyonu mu diye farkına varmak. En kötüsüne gelene kadar olabilecek olan diğer seçenekleri de sıralayarak çözümleri bir kez daha gözden geçirmek.
Öz Yeterlilik: Kendi yeteneklerimizi, güçlü yönlerimizi bilmek ve bunları psikolojik sağlamlığın inşasında kaldıraç olarak kullanabilmek.
Bağlantı: Sadece bireylerle olan bağlantıdan değil, bir amaca, bir fikre ya da bir göreve olan bağlantımızdan bahsedebiliriz. İlişki ve bağlantı zor zamanlarda bizi tekrar ayağa kaldırmak için güçlü araçlardır.
Bir sonraki yazımda Psikolojik Sağlamlığın 6 Temel Öğesinden bahsedeceğim. O zamana kadar şunu unutmayalım: Kendi kendine iyileşebilme, toparlanabilme gücü hepimizin genetiğinde var. Önemli olan bunu hatırlamak ve bize yardımcı olmasına izin vermek.