Takdir kelimesi kadir kelimesinin kökünden geliyor, kıymet bilme, değerini belirleme anlamında kullanılıyor. Takdiri hayatına sokmuş, kıymet bilenlere de kadirşinas diyoruz değil mi.. Aslında ne güzel kelimelerimiz var, kullandıkça bizim de değerini bileceğimiz…
Hayatlarımızda takdir etmeye yer vermiyoruz, kültürel olarak başkalarının iyi yaptığı şeyleri övmeyi çok anlamlı da bulmuyoruz. Bir de kapı arkasında övüp, herkesin içinde yermek ata mirası biraz sanki… “Aman bu kadar övme çocuğu şımarmasın” cümlesini duymayan var mı ya da yaşamayan… Atalara kızacak zaman değil, bildikleri, öğrendikleri bu kadardı diyerek yolumuza devam edelim. Ata mirasıyla kavga edecek halimiz yok değil mi?
Peki iş dünyasında durum nasıl? Hiç farklı değil gibi. Grup içerisinde kişiye negatif geri bildirim vermek ya da “Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla” gibi toplu geri bildirimlerde bulunmak. “Şimdi biz bu çalışanın pozitif yönlerini görürsek bir şey ister; ne bilim para ister, mevki bekler… “ ya da “ Yapması gereken şey o, görevini yerine getirdiği için bir de teşekkür mü edeceğiz?” Bu örnekler size de tanıdık geliyor mu? Anlaşılan o ki geri bildirim verme noktasında halen gidecek yolumuz var.
İş hayatında çalışan takdiri noktasında bambaşka ve içten bir kültür yaratabilmiş değiliz. İlk yönetici olduğum zamanlarda bize öğretilen şey; çalışana bir geri bildirim vereceksen önce pozitif yönünü söyle, sonra negatifi idi. “ Sevgili Ali, gerçekten çalışkan bir arkadaşımızsın, işini layıkıyla yerine getirmeye çalışıyorsun ancak işe geliş gidiş saatlerimize uymuyorsun.” Bu teori çok eskide kaldı hatta “çöpe atın” demek istiyorum. Gerekçesi çok açık, ilk cümleyi ama/ancak bağlaçlarıyla öldürdük, ikinci cümleyle karşımızdakine aslında söylemek istediğimizin negatif davranışı olduğunu hissettirdik ve negatif kısım akılda kaldı. Halen bu şekilde geri bildirim veren onlarca yönetici olduğunu duyuyorum.
Hayatta ne yapıyorsak yapalım, hakkını vererek yapalım. Pozitif geri bildirim alan çalışan gerçekten motive olsun, coşku dolsun, kadri kıymeti bilinen kişi olsun.
“Sema, içinde yer aldığın projelerde o kadar titiz ve dikkatli çalışıyorsun ki, tüm verileri inceliyorsun, karşılaştırmalı analizler yapıyorsun…. hiç beklemediğimiz yerlere dokunarak gerçekten anlamlı sonuçlara varmamız için işimizi kolaylaştırıyorsun, iyi ki bizimle çalışıyorsun.” İşte size çalışanı, aynı davranışları devam ettirmesi için cesaretlendirecek itici güç… “Eline sağlık, teşekkür ederiz” den çok daha fazlası var öyle değil mi?
Diğer yandan negatif geri bildirim alan yıkılmasın, davranışlarına/sonuçlara odaklansın.
Bana gelen serzenişlerden biri, “Ben tam olarak dediğiniz gibi yapıyorum, çalışan küsüyor.” Geri bildirimlerinizi etiketleyerek, yargılayarak, saldırarak vermeyin. “Sorumsuzsun” demeyin “ Senden beklediğimiz raporlar zamanında bitmiyor ve harekete geçerek, aksiyon almada gecikiyoruz. Bundan sonrası için senden beklentim…..” deyin. Ne yapmaması gerektiğini söylerken nasıl yapması gerektiğini söylemeniz gerektiğini unutmayın. Yetişkin iletişimi kuran bir çalışan bu tip bir geri bildirime küsmez. Küserse bu bir yetişkin değil çocuk tavrıdır. Konu, bambaşka bir yere evrilir ve çalışana koçluk yapmanızı gerektirir.
Duyduğum diğer cümlelerden biri “Ben çalışanı kırmak istemiyorum, o yüzden negatifleri söylemiyorum / söyleyemiyorum.” Kırılan o değil sizsiniz, kendinizi çalışanınızda görüyorsunuz. Kendinize koçluk yapmaya hazır mısınız?
Pozitif geribildirimi “Gaz Vermek” gibi görmeyin. Unutmayın “Gaz” sonsuz değildir, yakıt biter. “Aslansın, bi tanesin, harikasın” ifadeleri ilk anda çalışana kendisini iyi hissettirebilir, peki sonra? Sonra hep daha başka sıfatlar bulmak zorunda kalırsınız ya da kendinizi tekrar eden ifadeler kullanırsınız. Marshall Goldsmith feedback yerine feedforward terimini kullanıyor, yani ileri bildirim. Ben bu kelimeyi daha çok seviyorum. Amacımız çalışanı ileri taşımak, unutmayın. Arzu ettiğimiz şey; çalışanın pozitif davranışlarına devam etmesi, negatif davranışlarına son vermesidir.
Çalışanlarınızı övün. Başarılı bir Lider Yöneticinin kurum içi takdir mekanizmalarına yer vermesi, alan açması gerekiyor. İster pozitif, ister negatif olsun ileri bildirimlerinizi açık, net ve belirgin olarak ifade edin. Çalışanlarınızı “Gaz Vererek” bağımlı hale getirmeyin, ‘İleri Bildirim’lerinizle gönüllü hale getirin.